Ernest Gellner'in Ulusçuluk Kuramı Üzerine Bazı Dikkatler

Hasan Aksakal
2.300 3.186

Öz


Ernest Gellner, muhtemelen, ulusçuluk teorileri alanındaki en etkili yazardır. Son
otuz yılda üretilen çalışmalarda, Gellner‟in ulusçuluk teorisinin yedi bin defa
referans verilmiş olması, onun, özellikle de Uluslar ve Ulusçuluk isimli kitabının,
bu alan için ne anlam taşıdığını göstermektedir.
Gellner‟in ulusçuluğa yaklaşımı esas itibarıyla, sanayi devriminin zorladığı değişim üzerine
kuruludur. Gellner, ulusçuluğun tarımsal ve dinî topluluktan, endüstriyel topluma
geçişle ortaya çıktığını savunur. Bu, hareketli işgücüne dayanan, dolayısıyla da ortak bir
eğitime ve ortak bir dile bağlı olan modern ihtiyaçlara karşı kendiliğinden gelişen bir
cevaptır. Kitle eğitiminin rolü, sanayi toplumunun kolaylıkla ikame edilebilen yarıeğitimli
işgücüne duyduğu ihtiyaçla ilişkilidir. Sanayileşme sayesinde insanlar doğumdan
gelen dikey haklar silsilesine göre şekillenen toplumsal yapıdan, yatay kültür odaklı bir
toplumsal yapıya evrilerek, bireyselci ve eşitlikçi ilkeler doğrultusunda yönetilmeye
başlamıştır. Bu sosyo-politik ihtiyaçlar bizi, modern politik yaşamda ulusçuluğa götürmektedir.
Bu makaledeki başlıca amacımız, Gellner‟in “modernist” teorisini, onun yoğunlaştığı ve
vurguladığı noktalar üzerinden değerlendirmektir. Çalışmamız, bazı eleştirel değerlendirmelerle
nihayete ermektedir.


Tam metin:

PDF