Farisilik ve Rabbiler

Kürşat Haldun Akalın
2.884 989

Öz


Farisiler ve Sadukiler, ölümden sonraki hayat ilkesinde birbiriyle anlaşmazlığa düşmüşlerdir.
Sadukiler, ölümden sonra ruhun varlığını devam ettirdiği inancını reddettiği halde;
Farisiler, iyi ruhun ölümden sonra bir başka bedene geçerek varlığını devam ettireceği
düşüncesine sahiptir. Ayrıca, kader ve hür irade konusunda da farklı görüşlere sahiptirler.
Sadukiler, önceden belirlenmiş kader anlayışını reddederken; Farisiler, kaderi ve hür
iradeyi kabul etmişlerdir. Kutsal kitap içinde yazılı olarak kayıt altına alınmış yazılı yasaları
ile, antik dönemlerden itibaren ağızdan ağza aktarılmış sözlü yasalardan oluşmuş olan
iki yönlü Tevrat; milattan sonra 70 yıllarında Rabbinik düşüncenin ana temasını oluşturmuştur.
Farisiler, sözlü Tevrat kavramını, Sadukilere karşı kurdukları kendi otoritelerini
haklı göstermede kullanmışlardır. Farisiler, kapsamlı olarak, Yahve’nin yasasını denetim
altına alan ussallaşma hareketine dayanmıştır. Dünyevi mülk ve servet düşüncesi, artık
kabul edilir olmuştur. Yalnızca, iyi hayat sürmek bir ödül olarak kabul görmemiş; bu
dünyada verilmiş bir ödül olduğu görüşü bu düşünceye katılmıştır. Yine de, Tanrı’nın bu
dünyadaki kutsaması, toplam ödülünün küçük bir kısmını oluşturmuş değildir. Üstelik, bu
dünyada bir adamın başarılı ve varlıklı olması, yaşamıyla Tanrı hoşnutluğuna erişmiş
bulunduğunun olumlu bir delili olarak görülmüştür. Sırf bu yüzden, öbür dünyada da
ödülünü umabileceği imanı benimsenmiştir.


Tam metin:

PDF




                                                                                                                        
                         Dergimiz ASOS Index ile taranmaktadır.